Büyükler rakamlara bayılırlar. Diyelim, yeni arkadaşınızdan söz ettiniz; asla işin özünü merak etmezler. Örneğin, ‘‘ Sesinin tonu nasıl? Hangi oyunları seviyor? Kelebek koleksiyonu var mı?’’ diye sormazlar asla. Onun yerine, ‘‘Kaç yaşında? Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor?’’ derler.Onu ancak bu şekilde tanıyacaklarını sanırlar. Büyüklere, ‘‘Kırmızı tuğlalı bir ev gördüm. Pencerelerinde sardunyalar, çatısında güvercinler vardı...’’ derseniz eğer, bu evi bir türlü gözlerinin önüne getiremezler. Onlara denilmesi gereken şudur: ‘‘Milyonluk bir ev gördüm.’’ İşte o zaman, ‘‘Ah, ne kadar güzel! ’’derler size.
Küçük Prens/Antoine de Saint Exupéry
Bir kişiyi tanımlarken kullandığımız niceliksel verilerin kaçınılmaz başarısızlığının farkına çok küçük yaşlardan itibaren varmıştım. Bu nedenledir ki ilerleyen yıllarda; sınıfta, iş görüşmesinde, yeni girilen bir ortamda sorulan; ‘‘Kendini tanıtır mısın?’’ sorusunun cevabı benim için her zaman üzerinde çok durulmaması gereken basit birkaç kelamdan ibaret olmuştur.
Yıllar sonra okumuş olduğum Vincent Spinetti’nin Tuhaf Kariyeri adlı romanda ise yazar tıpkı Küçük Prens kitabında olduğu gibi daha masumane ve etkili bir yönteme başvurmuştu. Romanda her karakter  en sevdiği grup, dizi ve filmin açık edilmesiyle dahil oluyordu hikayeye.Bence insanları tanımak için daha etkili bir yöntemdi.
Buzdağının görünen tarafı ; yaşımız, kilomuz, doğduğumuz coğrafya, aldığımız eğitimdi belki de.Peki buzdağının görünmeyen tarafında neler  vardı? Duygularımız, düşüncelerimiz, hislerimiz, hayallerimiz, hayata karşı sergilediğimiz tavır elbette. Yoksa niceliksel birkaç veri, basit birkaç kelam yeterli olabilir miydi kendimizi anlatmamıza?
Yıllar önce özel hayatımda ve insanlarla ilişkilerimde baz aldığım bu ilke yıllar sonra mesleğime de yön vermeye başladı.  Kurumların ya da markaların niceliksel verilerinden ziyade ruhlarını anlamaya, anlamlandırmaya  çalışıp; bu doğrultuda çalışmalar üretmek, temel prensibim haline geldi. Şimdilerde ise bu ilkeyi Metn-i Medya aracılığıyla daha çok kurumun ve markanın hizmetine sunabilmek en büyük arzum.